Alkali Beslenme ve Kanser

Alkali beslenmenin sağlığımız için rolü ne?  Okuduğunuz yazı Pubmed kaynaklı pek çok makale ve literatatürde alkali beslenme üzerine yazılmış araştırmaların özetini içeriyor. Kronik hastalık sıklığı ve  ölüm oranını azaltmak için alkali beslenmenin değeri var ancak bu alanda kesin sonuclar için daha çok araştırma gerekli.

Özet

Hayatın var olabilmesi  yaşayan organizma ve hücrelerdeki pH dengelerine bağlı. İnsan hayatının sürmesi için kandaki serum pH oranının 7.4 olması gerekli.
Bir karşılaştırma yapmak gerekirse son 100 yılda, endüstrileşmenin yagınlaşmasıyla birlikte okyanusların pH  seviyesi 8.2’den  8.1’e düşmüş bunun nedeni  CO2 (karbondiyoksit) atılımının yükselmiş olması ve bunun okyanuslar üzerinde negatif etkisi.  
Bitkilerin büyüdüğü topraktaki pH değerinin yediğimiz besinlerdeki mineral içeriğine etkisi olduğunu biliyor muydunuz?

Vücudumuza gerekli tüm maddelerin oluştuğu topraktaki ideal  pH seviyesi 6 ve 7 arası olmalı. 6’nın altındaki değerler asidik toprağa yol açıp kalsiyum ve magnezyum eksikliğine neden oluyor.

Eğer toprağın pH seviyesi 7nin üzerindeyse demir, manganez, bakır ve çinko gibi maddeler kimyasal olarak mevcut değil hale geliyor.

Beslenmemizdeki  pH dengesi ve net asit yüklemesine bakıldığında taş devrinden bu yana pek çok değişim olmuş.  Tükettiğimiz potasyum azalmış  (K) ve sodyum (Na) artmış. Klorid tüketimi artmış ve bikarbonat tüketimi azalmış.
Potasyum sodyum oranı terse dönmüş: 10 a 1 olan bu oran şu an ki modern beslenme sisteminde 1 e 3.

Şu anki beslenme sistemimizde magnezyum, potasyum ve lifli gıdaların yeterince tüketilmediği, donmuş yağ, basit şeker sodyum ve kloridin aşırı tüketildiği genel olarak kabul gören bir kanı.  

Bunun neticesinde de metabolik asidoz artıyor.


Düşük karbohidrat ve yüksek protein diyeti asit yükünü arttırıyor ve idrarın kimyasını etkiliyor. İdrarda magnezyum, sitrat ve  pH azalırken, kalsiyum, ürik asit ve fosfat artınca böbrek taşı oluşma riski de artıyor.

pH Değerinin hücre ve oırganlar üzerindeki rolü
Vücudumuzun pH değerleri bir bölgeden bir diğerine değişiyor en asidik bölge mide (pH 1.35 3.5 arası) bunun da nedeni sindirime yardım etmek ve fırsatçı mikrobyal organizmalara karşı bizi korumak.
Deri oldukça asidik (pH 4–6.5). Yiyeceklere gelince, potansiyel renal asit yüküne (PRALs) göre sınıflanıyor. Örneğin, meyve, sebze, patates, alakaliden zengin ve potasyumu az içecekler (kırmızı beyaz şarap) negatif asit yükü var. Et, süt ürünleri, balık, kakao ve bira ise yüksek asit yüküne sahip.

Sonuç

Alkali beslenme bazı hastalıklardan korunmaya yardımcı olup sağlığa katkıda bulunabilir.
  1. Alkali beslenmedeki meyve ve sebze tüketimi  K/Na (Potasyum/Sodyum) oranını iyileştirecek ve kemik sağlığına faydalı olacak, kas kaybını azaltacak ve tansiyon ve felç gibi kronik hastalık riskini azaltacak.
  2. Alkali beslenmede büyüme hormonu artışı kalp sağlığı ve hafızaya fayda sağlayabilir.
  3. Pek çok enzim sistemi için gerekli hücre içi magnezyum artışı alkali beslenmenin bir diğer faydası. Kullanılabilir magnezyum D vitaminini aktive eder ve D vitamini apocrine/exocrine sistemlere fayda sağlar.
Alkalinite artışının bir diğer yararı bazı kemoterapi ajanlarının (epirubicin ve adriamycin gibi) daha etkili olmak için yüksek  pH ortama gereksinim dumasıdır.  Diğerleri (cisplatin, mitomycin C, thiotepa) asit ortamda daha  sitotoksik özellik gösterir.

Metabolik alkalosisin bazı tedavilerde sodyum bikarbonat, carbicab, ve furosemide kullanımıyla etki arttırdığı söylenilmektedir.  

Kaynak:
http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3195546/

1 yorum:

Serkan Soysal dedi ki...

teknik konuları okurken pek anlamadan geçsek de : Anlaşılan, zamanı bize daha sağlıklı bir gelecek için kullanmamışız, dünyamızı kirleterek.