Pankreas Kanseri - Bölüm 4 "SON"

Pankreas Kanseri - Bölüm 4 ve "SON"

Bu ana kadar Ebru ve ben yazılarımızda "SON"a değinmedik, ölümden bahsetmedik. Bu yazım Pankreas Kanseri üzerine değil aslında, Pankreas Kanseri Son'unun üzerine...

Pankreas Kanseri çok hızlı ilerleyen ölümcül bir kanser türü olarak kabul ediliyor ve Onkologlara sorarsanız alacağınız cevap birkaç aylık ömürdür çoğunlukla... 
Burada çok büyük bir parantez açmak isterim: Türkiye'deki doktorlar size birkaç ay demeyecektir, size bir şekilde üstü kapalı olarak son'un yaklaştığını söylemeye çalışacaklardır, ve benim tahminimce siz anlamayacak ya da anlamak istemeyeceksinizdir... Mesela nasıl?: 2011 Eylül ayında babam benden habersiz Whipple Ameliyatı olduktan sonra, doktoru Abdullah Sağlam,  anneme ameliyatın iyi geçtiğini, babamın adına bir piyango bileti aldığımızı belirtmiş ve "kızını çağırın" demiş. Kızını çağırın... Annem neden sonra,  bu sözleri  geriye dönüp tekrar düşündüğünde  doktorun o zaman ne demek istediğini anladı... 

Ben 2012 Ocak ayı başında apar topar kendimi Türkiye'de bulduğumda,  babam trombosit değerinin düşük olmasından dolayı GATA'da yatıyordu. Ertesi gün yine çok değer verdiğimiz Onkolog'u Alpaslan Özgün'e "Ne kadar zamanımız var" dediğimde, benim aldığım cevap şuydu: "Esra Hanım, bizim kültürümüz farklı, insanımız farklı, burası Amerika gibi değil, kimi hastalarımız kanser olduklarını bile bilmiyor. Ben şimdi ailesine gidip nasıl "şu kadar ömrü var" diyebilirim, ailesi "Doktor Bey, ne diyorsunuz" demez mi bana".

Ben kendimce inancı kuvvetli bir insanım ve ne doktorun ne de istatistiklerin Allah olmadığını biliyorum, ama yine de bazı şeylerin çok açık olduğunda bile anlamak istemediğimizi de gördüm. Biz kabul etmedik, hatta bildiğimiz noktadan itibaren kendisinden bile sakladık son'u... 

40'ıma yaklaştığım bu günlerde, beni hayatımda en çok rahatsız eden şeylerin noktası konmayan ilişkiler, sevgiler, sevgililer olduğunu anladım: söylenemeyen sözler, yanlış anlaşılmalar, yapılamayan içte kalan ukteler...

Babama söyleyemedim son'u, çok istedim ama yapamadım. 
Son nefesini vermeden önceki günlerde ona öleceğini söylemek isterdim...
Bana ölümünden sonra hala varlığını gösterecek bir işaret vermesini söylemek isterdim...
Onun kızı olduğum için ne kadar gurur duyduğumu söylemek isterdim... 
Ve bunları söylerken o güzel gözlerini görüp, o güzel ellerinden tutmak isterdim...

Babamla bunları konuşamadık, yukarıda bahsettiklerimi yüzüne söyleyemedim, gittiğin yerden bana arada bir kendini göster diyemedim.  Ama, hastalığının son günlerinde , hayatımda ilk defa ağabeyimin evinde dinleyip, sözlerinin anlamını bilmeden dinlerken gözlerimden yaşlar süzülen Yunanca şarkıyı bıraktı bana: 
...
...
bana kizma gözbebeğim
simdi senden ayrılıyorum baska diyarlara gitmek icin
ama bir gun bir kuş olup sana geri doneceğim

bana kızma gözbebeğim
simdi senden uzaklaştığım için
gitmeden geldiğimde seni gormeme izin ver
izin ver sana son kez elveda diyim

pencereni ac
benim altın saçlı fesleğenim
ve tatli bir tebessumle bana iyi geceler dile
....
....

Annemle yazın  yemek yerken deli gibi çırpınarak beni yerimden kaldıran o kuş gibi...

Gecenin yarısında geç saatte işten eve girdiğim yağmurlu havada, gözlerimin hizasında kapımdan uçan o kuş gibi...


Bir noktaya gelindiğinde ölümü kabullenmenin doğru olduğunu düşünüyorum.

Artık elden gelen birşey olmadığında bu yolda bazı şeylerin uzatılmasının yanlış olduğunu düşünüyorum. 

Hatta onları bırakmadıkça sanki onlara bu yolda daha çok acı çektiriyoruz diye düşünüyorum. 

Dediğim gibi... Ben böyle düşünüyorum, ve yazdıklarıma her ne kadar katılmasanız da, sizin de bir düşünmenizi istiyorum, belki çok geç olmadan hala söylemek istediğiniz birşeyler olabilir... Ben olsam, duymak isterdim...

Bugün bir sene oldu seni kaybedeli babacığım.. 
Günler, aylar saymaları bitti artık... Artık sene saymalarına geldik... 

EB



11 yorum:

Adsız dedi ki...

olacakları bile bile yinede bir ümit besliyor insan tam hastalığın başından itibaren doktorumuzun dediği her şey oldu ve sona geldik ama kabullenmek çok zor hatta öleceği günü bile söylemişler arkadaşıma kızım hastalığını biliyodu tüm olanları doktorları ile paylaşıp sanki yönlendiriyodu ama sonun bu kadar çabuk olacağını oda düşünmedi tüm sevdiklerine mektup yazmayı düşünmüştü sadece bana annesinine bitiremediği bir mektup bıraktı onun için yapacağımız işleri ertrlemeyelim sonun ne zaman geleceği belli değil onun için kendimizi hayatın cilvesine alıştırmalıyız ama nasıl her ölüm acı ama genç ölüm dahada bir acı

Adsız dedi ki...

Ben Pankreas kanseri erken teşhisi ile hayattayım.Bana da açıkça çok şanslısınız kitle hemen alınmalı,yoksa kötü huylu çıkarsa ömrümüm 6 ay ile 11 ay gibi bir zamanımın olduğu açıkça söylendi.Teşhisi koyan Dr.Prof.İzzet Çağlayan Özdemir'e,Radyalog Dr.Okan Akhan' ve ameliyatımı gerçekleştiren Hacettepe Üniversitesi Genel cerrahisi Doktoru Frof.dr Volkan Kaynaroğlu'na sonsuz teşekkürler ediyorum.Erken teşhisin ve doktor sözü dinlemenin bedeline hayatta kalarak görüyorum.

Adsız dedi ki...

Pankreas kanseriyim ve daha 30 uma yeni girdim... Biraz şanssız hissediyorum kendimi bu yaşta yakalanmam nedeni ile ve ölümü hastaya söylemenize gerek yok sonun yaklaştığını hissediyor. Ben kabullendim yakında öleceğimi ve garip şekilde huzur doluyum tek isteğim sadece daha acısız olması..

Adsız dedi ki...

yazdıklarınızı gözyaşları içinde okudum Allahım inşallah hepinize iyilik sağlık versin ne desem bilmiyorum ama bi şeyler yazmak istedim umarım atlatırsınız nolur iyi haberlerinizi yazın bi kaç ay sonra buraya :(

Adsız dedi ki...

merhaba,ebru hanim yazdiklariniz bni cok duygulandirdi su an bunu yazarken aglamaktan kendimi tutamiyorum.benim babamda pankreas kanseri 9.ayin icindeyiz ne acidirki bn dha 26 yasindayim 1 senelikte evliyim evin tek kiziyim babama ve anneme o kadar bagliyimki hayatta onlardan baska kimsem yok.artik babami kaybetme korkusuyla acilar icinde kivraniyorum.tum imkankara sahip iken hic birsey yapamamak cok buyuk bir vicdan azabi.gozlerimizin onunde bir kus gbi can cekisiyor.hic dinmek bilmeyen agrilar bir kasik bile corba icememe.dedemden babama kalan mirasi bu hastalik oldu.cok zor ve cok aci.ona o kadar cok sarilmak opmek istiyorumki ama yapamiyorum kendimi tutamayip hickiriklar icinde kalmaktan korkuyorum en kotusu ona hissettrmekten korkuyorum.allahim bnm omrumden alip ona versin.allahim yardimcimiz olsun.

hacer dedi ki...

Benim babacığımda pankreas kanseri...Cidden çok zor bir durum...En kötüsüde elinizden birşeyin gelmemesi.Artık kan ve trombosit değerleri çok fazla düşmeye başladı,vucudunun her tarafı çok şiş ve yürümekte çok zorlanıyor.Ben ailemden uzakta yaşıyorum ve her telefon çalışında yüreğim hopluyor her uyandığımda allahım nolur o gün bugün olmasın diye dua ediyorum.Zor Allah herkesin yardımcısı olsun.Bütün bunlar içinde tek sevindirici olanı babamın ağrılarının olmayışı.Allah bundan kötü yapmasın...

Adsız dedi ki...

tek konusabildigim yer burasi sanirim.babam su an morfin bantlarini kullanmaya basladi durumu cok kotu.tek istegim allahtan onu kaybderken yaninda olabilmek elini simsiki tutabilmek ve korkmamasi icin sarilmak.cunku bnm cesur olmam icin ayni seyleri hep bana yapti.

Adsız dedi ki...

babacim 1 ekim itibari ile hayatini kaybetti.cok zor sureclerden gecti.karacigeri ve safrasi iflas etti.bu hastalikta malesefki umut yok.biz 9 ay boyunca kendimizi kandirmisiz.cok aci ama pankreas esittir olum.26 yasinda babasiz kalmanin acisini hayatim boyunca yasayacagim.

Adsız dedi ki...

okumak okumak herseyı bilmek ama maalesef kı kabullenememek.....eylül ayından beri bu illet hastalıkla uğraşıyoruz bizde.en kötüsü söylememek söyleyememek hergün sona yaklaşıyormuş gibi hissetmek ne zormuş yaşayanın bileceği duygular bunlar babam hergün seni görmenin sevinci ne kadar fazla bi bilsennnn...

Adsız dedi ki...

çok acı gerçekler malisef yazdıklarınız okurken göz yalarımı tutamadım allahım hepinize sabır versin çok zor bihastalık kardeşim 32 yaşında oda bu hastalığın pençesinde ve çok acı çekiyo morfin bandı bile işe yaramıyo artık allahım yardım etsin

Ayse sangüder dedi ki...

Merhaba,eşim bir yıldır pankreas kanseri çok zormuş.Ocak ayında whipple ameliyatı olduk hacettepede ve doktorumuz ameliyat sonrası çok umutlu idi. Radyoterapi ve kemoterapi başladık fakat tamamlayamadık tedaviyi.Ve artık sona yaklaştığımızı biliyorum bugün aldığımız tomografi sonucunda akciğerede yayıldığı yazıyor.Öyle acı verici ki sevdiğinizin gözünüzün önünde erimesi,acı çekip inlemesi.çaresizlik elimi kolumu bağlıyor.Henüz 53 yaşında biz birlikte yaşlanacaktık,ne yapacağım ben şimdi.............