İçimizden Biri Mini Röportajlar - Deniz Yurdakul


Evet Deniz hos geldin. Seni her koldan takip ediyoruz biz. Önce sosyal yaşam, bir ara kısa bir süre icin sağlık ve şimdi de odatv siyaset. Biliyorum sen bu dansı bitirdin ve partnerini oturttun kenara. Teşhis hikayeni anlatırmısın biraz?

Benim teşhisim tamamen sürpriz oldu. Kırk yaşına geldim bir mamogram çektirmedim, ayıp oluyor artık diye gittiğim rutin bir kontrol sonrası çekilen mamogramdan radyoloğum çok işkillendi, beni hemen ultrasona aldı. Zaten ultrason sırasındaki endişeli bakışlarından başıma geleni anlamıştım.
Ultrason biter bitmez apar topar biyopsiye sokacaklarını söylediler.Yalnızdım ve çok korktum. Kardeşlerim Londra'da annem Ankara'daydı...Hemen onları aradım biyopsiye girdiğimi ve sonucun olumlu çıkmayacağını bildiğimi, en kısa sürede söyleyip, hemen İstanbul'a gelmelerini istedim. Ben biyopsideyken onlar arkadaşlarımı aramışlar, çıktığımda moralim çok bozuktu o geceyi arkadaşlarımla gülüp-ağlayarak geçirdik.


Zaten iki gün sonra da Florance Nightangale Hastanesinde Prof.Dr.Vahit Özmen ve muhteşem ekibi tarafından ameliyat edildim .Ameliyatım sekiz buçuk saat sürdü. Sonuç olumluydu,en önemlisi kanser lenflere sıçramamıştı.

Herkes bir şeylere sarılıyor bu deneyimi yaşarken sen neye sarıldın, neler iyi geldi sana? Her tedavin fiziksel olduğu kadar bir de duygusal ve ruhsal yönü var bu anlamda nasıl besledin kendini?

Ameliyat sonrası alınan parçalar Amerika'ya gönderildi, Onkotype testi uygulandı ve gelen neticede tekrar riski çok düşük çıktığı için Kemoterapi almadım.Tedavim ilaç ve 34 seans radyoterapi ile devam etti. Ben kafayı pek bir şeye saramadım çünkü sağolsun arkadaşlarım,dostlarım ve ailem beni bir saniye yalnız bırakmadılar. Özellikle Avukat arkadaşım Andım Korkut işinden bir ay izin alıp gece-gündüz benimle kaldı. Özben Önal Yüksel, Melisa Çakarlar,Psikiyatrist Hakan Erkuş, kızkardeşim Berrak Yurdakul, Demet Yoruç,kuzenlerim bana her gün bir eğlence yarattılar.İlk bir ay evden hiç çıkamadım (Hastaneye kontrole gitme dışında) kimi eline film alıp çat kapı çıktı geldi, kimi kutu oyunları getirdi sabaha kadar oynadık...Hepsi kafamı dağıttılar.

Özben Önal Yüksel yılbaşında evden çıkamıyacağım için benim evimi beş yıldızlı bir otel salonuna çevirdi. Bütün arkadaşlarım gelip evimi süslediler, çamımızı kurdular. Herkes dışarı eğlence yerlerine gidebileceği halde yılbaşını benimle beraber evde geçirdi.
Onur Baştürk bana çok çok iyi gelen bir terapist buldu, yani kimi saysam bilemiyorum tüm arkadaşlarım etrafımda bir sevgi ve koruma kalkanı oluşturdular. Ruhsal yönden o kadar çok destek vardı ki sarsıldım demek şımarıklık olur.

Bir de o dönem Odatv davası devam ediyordu, amcam ve arkadaşlarım tutuklu yargılanıyorlardı, amcam çok hastaydı ve hapisteydi. Onun derdine düştüm ve kendimi pek takmamaya başladım.Mahkemeler,Silivri, siyaset, dostlar , çocuklar derken bir koşuşturma içerisinde atlattık o günleri çok şükür.

Senin gazeteci yönün de var ve çok gözlemci bir insansın.  Kanser destek, bilgi ve sosyal medya alanında neler eksik senin gördüğün? Ya da neler daha fazla yapılabilir?

İnsanlar kanser konusunda konuşmamayı tercih ediyorlar hala...Bu konu bir tabu olmaya devam ediyor. Ben yapım gereği çok sosyal, çok açık, çok paylaşımcı bir insanım. Hastalığımı da basında, Odatv'de bloğumda anlattım. Hislerimi yaşadıklarımı paylaştım. Bu pek çok kişiyi şaşırttı, ben ise kanserin utanılacak bir şey olmadığını, herkesin başına gelebileceğini ve bu konu ne kadar konuşulursa o kadar normalleşeceğini düşündüm hep...

Radyoterapiye giderken başıma neler geleceğini bilmiyordum, yabancıların yazdığı bazı kanser bloglarını buldum, oradan bir şeyler öğrendim. İnsanlar deneyimlerini paylaşmalı oysa ki...O zaman yalnız olmadığınızı hissediyorsunuz ya da bir yan etkiyle karşılaşınca "Aaaa bak bu filancanın da başına gelmişti, korkmama gerek yok demek ki.." diyorsunuz, bu bağlamda sizin yaptığınız iş o kadar önemli ki...

Daha fazla Türkçe kaynağa ihtiyacımız var, hem tedavi konusunda hem de hastaların ve hasta yakınlarının yaşadıkları konusunda.
 
Bu arada beslenme ile ilgili derlemelerin çok güzeldi devam edecek mi merak ediyoruz?

Evet bir süre, özellikle nekahat döneminde kanser hastalarının nasıl beslenmesi gerektiği konusunda oldukça çok araştırma yaptım. Yine aynı sıkıntı yüzünden, yeterince Türkçe kaynak yoktu. Şimdi pek vaktim olmuyor, fakat sizin için bir kaç makale daha yazarım en kısa zamanda.

Meme kanseri öncesi ve sonrası, böyle baktığında farklı bir Deniz var mı? Neler değişti?

Fark olmaz olur mu? Hem de nasıl farklıyım. Bir kere başta çocuklarım olmak üzere her şeyin kıymetini daha iyi biliyorum. Eskiye göre çok daha pozitif ve mutluyum. Küçük şeyleri asla kafama takmıyorum. Hiç birimizin ne zaman öleceği belli değil ama kanser geçirmiş birisi için "ölüm" Demoklesin Kılıcı gibi her an başının üstünde sallanıp duruyor.

İki şekilde reaksiyon verilebilir bu duruma, hayata küsüp "Bu neden benim başıma geldi" diye asabileşerek ya da "Allahım hala buradayım, bu dünyayı biraz daha deneyimleyebileceğim" diye sevinip, yaşamın her anını kutlayarak. Ben ikincisini seçtim.

Temiz kelimesini duyduktan sonra acayip bir rahatlama geliyor. Sonra her kontrol öncesi biraz gerginlik sanırım. Sen nasıl yaşıyorsun bu gerginliği?

Ahhh hiç sormayın. En büyük sıkıntım bu benim, zamanla geçeceğini söylüyorlar ama bilemiyorum... "Kontrol" vakti yaklaşınca paralize oluyorum, uyamıyorum, yemek yiyemiyorum, hiçbir şey yapamıyorum. Şu son senelerde ailemden o kadar çok kişiyi kansere kurban verdik ki ... Her ne kadar "korkmuyorum, ben savaşçıyım, herkes bir gün ölecek benim ne farkım var " filan diye kahramanlık yapsam da üç tane küçücük çocuğum olduğu için herhalde ( Sekiz, yedi ve beş yaşlarında üç tane oğlum var) tabii ki korkuyorum.
"Temiz" kelimesi ise dünyanın en güzel kelimesi "Seni seviyorum'u" duymak yerine "temizsini " duymayı tercih ederim. İyi çıkan her kontrol sonrasındaki mutluluğumu ise anlatabilmek mümkün değil, ancak yaşayanlar anlar. Hayat benim için "üç aylık " bölümlerden oluşuyor, kazandığım her üç ayı ise "mutlu olarak ve hakkını vererek" yaşıyorum.

Bizi takip eden şu an itibariyle 7645 kişiye bu yoldan geçmiş biri olarak eklemek istediğin birşey var mı?

Bir "Meme Kanseri Hayatta Kalanı" olarak hemcinslerime rica ediyorum hatta yalvarıyorum lütfen mamogram çektirin. Geç kalınırsa bu işin şakası yok ama erken veya orta dönem teşhis ile meme kanseri yenmek veya kontrol altında tutmak artık mümkün. Lütfen şimdi, bu röportajı okuduktan sonra doktorunuzu arayın ve bir randevu alın...

Ayrıca meme kanserinin tedavisinde o kadar büyük ilerlemeler var ki bu teşhisi yeni konanlar varsa korkmasınlar, evet zorlu bir süreç ama sağlam bir ekip ve iyi bir moralle üstesinden gelmek işten bile değil .

Sevgiler.
Deniz Yurdakul

1 yorum:

Nazan erdoğan dedi ki...

Merhabalar
Deniz hanım,
geçmiş olsun, umuyorum siz bu hastalığı atlattınız, kanserle dans etmeye devam ediyoruz..Allah sizi çocuklarınıza bağışladı,
her günümüzü, yepyeni bir gün olarak, yaşamak ve elimizdeki ve sahip olduklarımızla,hayata yeniden her gün büyük bir gülümsemeyle sarılmak, sevdiklerimizle yola , hayata devam etmek, heo pozitif olmakla, onu alt ediyoruz..
deilmi,
size mutlu ve sağlıklı, güzel günler diliyorum...

esen kalın...sevgiyle
Nazan Erdoğan...